Geçtiğimiz ay birçok gezgin arkadaşla birlikte, Türkiye’nin lider otobüs bileti platformu oBilet.com sponsorluğunda Bolu, Abant ve Sapanca civarlarında keyifli bir hafta sonu tatiline çıktık. Dolu dolu geçen iki gün sonunda hepimiz, bildiğimiz halde gidemediğimiz, hatta bazılarının varlığından bile haberimiz olmayan İstanbul’a yakın tatil yerlerini ve bazı güzellikleri keşfetme fırsatı bulduk. İster şehrin kalabalığından ve gürültüsünden uzakta sakin bir hafta sonu tatili, ister sevgiliyle romantik bir kaçamak, ister arkadaşlarla değişik aktiviteler arayışında olun; böyle kısa bir gezinin size çok iyi geleceğini düşünüyorum. Bu yüzden rotamızı ve geçtiğimiz noktalar üzerindeki gezilip görülecek yerleri, yapılacak şeyleri anlatmaya çalışacağım.

İstanbul’daki çeşitli noktalardan tüm katılımcıları aldıktan sonra ilk durağımız Sapanca Gölü oldu. Batısı Kocaeli, doğusu Adapazarı il sınırları içinde bulunan Sapanca Gölü’ne, İstanbul’dan yaklaşık 2 saatte varılıyor. Etrafında çay bahçeleri olan bu göl, yol üzerindeki ilk molayı vermek için ideal, biz de öyle yaptık.

sapanca gölü

İstanbul sonrası ilk mola Sapanca Gölü’nde..

Sapanca Gölü’nden sonra, daha önce hiç duymadığım Güzeldere Şelalesi Tabiat Parkı‘na kadar yaklaşık 100 km yol gittik. Yollar dar ve kavisli olduğundan yavaş ve dikkatli gitmekte fayda var.

Düzce’nin Gölyaka ilçesinin sınırlarında olan Güzeldere Şelalesi, 130 metre yüksekten akan suyun ve yemyeşil doğanın huzurunu yaşatan bir doğal güzellik. Şelale görmek beni her zaman mutlu etmiştir, Güzeldere’nin debisi (akış yoğunluğu) azalmış olsa da yine öyle oldu. Ama şelaleye ulaşmak için bir miktar merdiven inmek gerekiyor, her inişin bir çıkışı var diye düşünmedik değil :) Hem merdivenlerde daha az zorlanmak hem de şelaleye daha çok yaklaşmak istiyorsanız rahat hareket edebilmek için terlik yerine spor ayakkabı giymenizi tavsiye ederim.

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere Şelalesi

Öğle yemeğimizi yedikten sonra Abant Gölü’ne doğru yola koyulduk. Bolu’nun Mudurnu ilçesinde yer alan Abant Gölü Tabiat Parkı‘na giderken yol üzerinde harika doğa manzaraları sizi bekliyor olacak. Hatta biz dayanamayıp bir yerde fotoğraf molası verdik :) Ve 2 saat sonra Bolu Büyük Abant Oteli‘ndeki giriş işlemlerimizi başlatmıştık bile. Abant Gölü’nün kenarındaki otelimizin Göl Restoran’ında alacağımız akşam yemeği için yürürken, burada hayatın daha yavaş aktığını ve pek fark edememiş olsam da böyle bir hafta sonu tatiline ve soluklanmaya ne kadar ihtiyacım olduğunu fark ettim. Eminim etrafımdaki herkes benimle benzer duyguları paylaşıyordu.

hafta sonu tatili

Abant’a giderken yol üstünde fotoğraf molaları vermek lazım :)

Göl Restoran’da gece boyu yedik, içtik, sohbet ettik. Sponsorumuz oBilet.com’un başarılı girişimcilik öyküsünü dinlerken takdir ettik, Hindistan ve Norveç fotoğraf sunumlarını izlerken imrendik, diğer gezgin arkadaşların farklı ülkelerde yaşadıkları tecrübeleri dinlerken güldük ve daha neler neler.. Henüz aynı günün sabahında içinde olduğum İstanbul’un trafiği, gürültüsü, kalabalığı her şey çok uzakta kalmıştı :)

Yorgun ama mutlu bir uyku sonrası otelde kahvaltıyla güne başladık. Temiz havanın iştah açtığı sanırım doğruymuş, Büyük Abant Oteli’nin başarılı kahvaltısından yemelere doyamadım :) Sonrasında göl kenarında birkaç saat geçirmek şart, biz de öyle yaptık. Göl manzaralı yürüyüş bile insanı fazlasıyla mutlu ettiği halde yapılabilecekler bununla sınırlı değil. Fayton turu yapabilir, ata binebilir, müzeyi ziyaret edebilir ve yorulunca otelin spa imkanlarını değerlendirebilirsiniz. Abant’taki otelleri incelemek ve rezervasyon yapmak için tıklayın.

Abant Gölü

Abant Gölü’nün sakinliği insana iyi geliyor..

Fayton turu, binen kişi sayısından bağımsız 50 TL civarındaymış, yarım tur isteyip süreyi kısa tutunca daha ucuz olabiliyormuş. Ata binmek 10 TL gibi, yörenin şirin esnafı ata binmemiz için bize ısrar etti ve resim çekilmek için para istemedi. Hatta sonra oturun çay içelim diyip çay ikram ettiler, buranın insanları bile güzel diye şaşırdım. Müzenin girişi ücretsiz, içeride doldurulmuş hayvanların olduğu küçük bir yer zaten.

hafta sonu tatili abant

Prenses’le Abant Gölü kenarında biraz turladık.

Abant’tan güzel anılar ve harika doğa fotoğraflarıyla ayrıldık. Ve sonra travertenleri görmek için yola çıktık, ama Pamukkale’ye değil :) Bolu’nun Çepni Köyü’ndeki Akkaya Travertenleri, “Türkiye’de başka travertenler mi varmış” şaşkınlığını yaşattı hepimize. Travertenlerin hemen yanındaki şifalı su havuzlarında yüzenlere imrensek de, son durağımız olan Gölcük’e geç kalmamak için havuz keyfine dahil olamadık. Akkaya Travertenleri ise ilginç bir doğal oluşum; çok büyük veya kar gibi bembeyaz olmasa bile kesinlikle ziyarete değer.

bolu hafta sonu tatili

Türkiye’nin tek traverteni Pamukkale’de değilmiş.. Akkaya Travertenleri

Akkayalar’dan 100 km, Abant Gölü’nden ise 50 km uzaktaki Gölcük Tabiat Parkı‘na vardığımızda, etraftaki mangal dumanı ve kokusundan iştahla biz de öğle yemeğine oturduk. Her ne kadar etrafta mangal yapılmayacağına ve göle girilmeyeceğine dair uyarılar olsa da denetleyen ne yazık ki yok. Duman altı olan göl çevresinde Abant’taki kadar temiz bir hava yok; ama bu durum, etrafta güzel bir yürüyüş yapmaya engel değil elbette. 1300 metre olan göl çevresinde yürürken her fotoğrafa dahil etmek isteyeceğiniz şirinlikteki ev ise Orman Bakanlığı’nın misafirhanesiymiş.

Yürüyüş dışında, üç tekerlekli ginger elektrikli bisikletlerine binmek çok keyifli, göl kenarında bu bisikletlerle yapacağınız turun fiyatı 10 TL.

hafta sonu tatili gölcük

Biraz fazla mangal dumanlı olsa da Gölcük Tabiat Parkı çok güzel.

haftasonu tatili gölcük

Üç tekerlek üstünde fazla mutlu olan şapşik acemi şoförlere dikkat etmek lazım :)

Her güzel şeyin sonu var tabii, Bolu gezimiz Gölcük’te sona erdi ve her seyahatin en istenmeyen kısmı olan dönüş yolculuğu başladı. Gölcük Tabiat Parkı’ndan İstanbul, normal şartlarda 3 saat sürmeli ama pazar akşam trafiğini düşününce saat 17:00 gibi dönüş yoluna koyulmakta fayda var. Aksi halde, bizim gibi doğayla bir türlü vedalaşamayanlar için eve dönüş gece 01:00’i buluyor :)

Bahsettiğim hafta sonu tatilini, özellikle “gezmeye vakit bulamıyorum” diyenlere öneriyorum. Çünkü gezmek veya seyahat etmek, her zaman çok uzaklara gitmek demek değil; hatta o asla izin alamadığımızı söylediğimiz işimizden izin almayı, binmeye korkuyorum dediğimiz uçağa binmeyi veya gezmek için bir türlü denkleştiremediğimiz paramızı biriktirmeyi gerektirmeyebilir. Kendimizce yarattığımız ve haklılığına inandığımız bu sebeplerden hiçbirini çiğnemeden nasıl gezilip farklı yerler görebilir ve güzel vakit geçirebiliriz konusunda umarım yazdıklarım fikir vermiştir.

haftasonu tatili

Veda öncesi Gölcük’te grup fotosu, hem de oBilet şarkısını söylerken :)

Gezimizin tüm detaylarıyla ilgilenen Keşfetsene‘den Taflan’a ve sponsorumuz oBilet.com‘a teşekkürlerimi iletiyorum. Daha fazla bilgi ve fotoğraf için yolculuk boyunca paylaşım yaptığımız oBiletYollarda hashtag’ini Instagram ve Twitter’da aratabilirsiniz.

Geziniz boyunca doğaya saygılı olmayı ve bugün siz kirletirseniz yarın çocuklarınızın aynı güzelliklerden mahrum kalacağını lütfen unutmayın.

Yorum paylaş:

yorum yapılmış

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>