Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğiyle Türkiye’nin en çok bilinen seyahat portalı olan Gezimanya ile söyleşim yayınlandı. Yazıyı şuradan da okuyabilirsiniz.

FATMA ÖLÇÜCÜ: “SEYAHATLERİM HAYATA BAKIŞIMI VE YAŞAM KALİTEMİ OLUMLU YÖNDE ETKİLİYOR”

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba, ben Fatma Ölçücü. 1987 İstanbul doğumluyum. İTÜ Endüstri Mühendisliği mezunuyum, lisans öğrenimimin üçüncü yılına Viyana Teknik Üniversitesi’nde Erasmus öğrencisi olarak devam ettim. Mezun olunca mesleğimle ilgili iki aylık bir eğitim programı için Londra’da bulundum. Son olarak Kültür Üniversitesi’nde MBA programını tamamladım. 2010 yılından beri Bilgi Teknolojileri (IT) sektöründe analist olarak çalışıyorum.DSC_0744

İlk yurtdışı seyahatinizin Erasmus programı ile gittiğiniz Viyana’ya olduğunu belirtiyorsunuz, Viyana’ya gideceklere tavsiyeleriniz neler olur?

Viyana, sakin ama canlı bir şehir bana göre. Yani kararında bir hareketliliği var, benim de en çok sevdiğim yönü bu olmuştu. Hem kalabalıktan uzaklaşıp kafa dinlemek, hem de kalabalığın tam ortasında doyasıya eğlenmek mümkün. Aynı zamanda tarih ve kültür anlamındaki zenginliğiyle de görülmeye değer. Viyana’ya gideceklere; şehre 3 – 4 gün ayırmalarını ve hem gündüzünü hem akşamını yaşamalarını tavsiye ederim. Ayrıca, mutlaka klasik müzik konserine gidip müziğin başkentinde müziğe doymalarını öneririm.

cinque terreBir Erasmus öğrencisi olarak Viyana’da yaşam nasıldı, deneyimlerinizi anlatır mısınız?

 Çok farklı kültürlerden geldiğim ve farklı dili konuştuğum diğer Erasmus öğrencileriyle ortak bir paydada buluşabilmek oldukça farklı bir deneyimdi, özellikle 21 – 22 yaşlarındaki genç bir insan için bunun çok önemli bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle imkanı olan herkesin Erasmus programına katılmasını tavsiye ederim. Bunun yanında, Almanca bildiğim için üniversitenin kendi öğrencileriyle aynı derslere katılıp Avusturyalı birçok arkadaş edindim. Böylece hem misafir hem ev sahibi olarak Viyana’yı yaşama şansım oldu. Gündüzleri okuldaki derslerime girip [bazen girmeyip :) ], akşam arkadaşlarımla dışarı çıkarak (gece eve dönüş yolunda döner kebap yiyerek), hafta sonları ve tatillerde ise Avrupa’nın diğer ülke ve şehirlerine geziler düzenleyerek dolu dolu yaşadığım bir yıl geçirdim. Bu gezilerim sırasında, seyahat etmenin aslında sandığım kadar zor bir şey olmadığını anladım ve o tarihten beri sürekli planlar yapıp boş vakitlerimi yeni yerler keşfederek değerlendirmeye çalışıyorum.

Daha sonraki eğitiminiz Londra’da olmuş, Londra sizin için nasıl bir tecrübe oldu?viyana

İstanbul’da yaşamıyor olsaydım, Londra’nın büyüklüğü ve hareketliliğinin baş döndürücü olduğunu söyleyebilirdim. Birçok yönden İstanbul’a çok benzettiğim için Londra’daki hızlı hayata, kozmopolitliğe, kalabalığa ve trafiğe adapte olmakta zorluk çekmedim. Tamamen farklı olan ve alışamadığım tek konu iklimi oldu; yaz aylarında orada bulunduğum halde hırka ve şemsiyemi yanımdan hiç ayırmamak ve “Ağustos ayında üşümek” oldukça ilginçti. Londra’da gezilip görülecek çok yer var, ayrıca “çok içmeleriyle” meşhur olan İngilizler eğlenmeyi gerçekten biliyorlar. Bu yüzden ben yapılacak şeyleri iki aya sığdıramadım ve sonrasında üç kez daha Londra’ya gittim.

 Gezmek size ne ifade ediyor? Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?

Seyahat etmek, farklı coğrafyalardaki farklı hayatları görüp, benden farklı yaşayan insanları tanımamı sağladığı için bana çok büyük mutluluk veriyor. Örneğin; akşam uyumadan önce “Şu an Londra’daki barda çalışan güleryüzlü kızın mesaisi yeni başlıyor” veya Ocak ayında soğuktan donarken “Geçen yıl bu zamanlar Pattaya’da denize giriyordum” diye düşünebilmeyi seviyorum; değişik anılar depolamak ve depoladığım anıları yeniden hatırlamaktan keyif alıyorum. Böylece pozitif bir ruh haline bürünüyorum ve bir sonraki seyahatime kadar geçecek sürede enerjim ve moralim yüksek oluyor. Kısacası; seyahatlerim hayata bakışımı ve yaşam kalitemi olumlu yönde etkiliyor.

Bugüne kadar gittiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?IMG_5296

En çok etkilendiğim yer Bangkok oldu. Yoksulluk ve bu yoksulluğun insanların hayatlarını nasıl etkilediğini, az miktardaki parayı kazanabilmek için nasıl çabaladıklarını gördüm Bangkok’ta. O yüzden her yerde resmimi çekip sonra haberim olmadan anahtarlık veya çerçeveye basarak para isteyen, kesinlikle ilgilenmediğim halde peşimden koşarak ısrarla ürün satmaya çalışan, veya hedef kitlelerine pek uygun olmadığım halde beni kızların şov yaptığı kulüplere girmem için ikna etmeye uğraşan yoksul insanlara kızamadım hiç. Avrupa’da ise, Konstanz Gölü üzerindeki botanik ada Mainau’da gördüğüm yüzlerce çeşit rengarenk çiçekler ve her taraftan kelebeklerin uçtuğu kelebek bahçesi etkileyiciydi.

manchesterArtık İstanbul’da ve iş yaşamı içindesiniz, şimdilerde seyahatlerinizi planlarken önceliğiniz ne oluyor? Rotanız nasıl şekilleniyor?

Güzel deneyimler sunan seyahatler için; öncelikle nasıl bir gezi ve neler görüp yaşamak istediğini bilmek, aradığın bu şeylerin nerede olduğuna az çok karar verip istikameti belirledikten sonra ise araştırma konusuna ciddi anlamda zaman ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde hem çok para harcayıp hem de hayal kırıklığı yaşatabilen bir seyahat tecrübesi kaçınılmaz oluyor. İş yaşamı içindeyken en önemli sorun elbette zaman; az olan yıllık iznimizle çok şey yapabilmek istiyoruz hepimiz. Ben de birçok insan gibi resmi tatil günlerini değerlendirmeye çalışıyorum ama bunu çok önceden yaparak son dakika acelesinde bazı şeyleri atlamak zorunda kalmıyorum. Önceliğim bir yıl içerisinde hem kültür, hem deniz-güneş, hem aktivite tatilleri yapabilmek şeklinde oluyor ve hangi dönemde hangisini yapabileceğimi belirleyerek yıl içerisine dağıtıyorum. Bunu çok önceden yaptığım için de kafam rahat oluyor. Yine de arada bazı boşluklar bırakıyorum ki olası son dakika fırsatlarını değerlendirme şansım olsun. Bazen spontane gezi planları heyecan verici ve daha eğlenceli olabiliyor, ama yine de erkenden organize olmanın biz çalışan insanlar için maddi ve manevi anlamda büyük avantajlar sağladığını düşünüyorum.

Gezi deneyimlerinizi paylaştığınız blog ya da web siteniz var mı?pisa

Evet, www.hayatveseyahat.com blogumda gezi rehberleri oluşturmaya başladım. Blogumu ziyaret eden kişilerin bilgilenme amaçlı orada oldukları varsayımıyla, gezi günlüğü tutmak yerine bilgilendirici olmaya ve o şehirle ilgili öğrenilmesi gereken her şeyi elimden geldiğince aktarmaya çalışıyorum. Zaten yazmak benim en büyük hobim ve okumayı öğrendiğim günden beri gördüğüm ve duyduğum her şeyi bir yerlere yazmışım, halen de yazmaya devam ediyorum. Bu sayede çok önceden gittiğim yerleri bile blogumda yazma imkanım olacak. Aslında her zaman kendim için yapmış olduğum yazma işini biraz geliştirerek ve araştırarak web ortamına taşımış oldum ve çocukluk hayalim olan yazarlığa, biraz değişik haliyle blogger olarak giriş yaptım. Gezi rehberlerinde ilerledikten sonra, belki de geçmişte not almış olduğum bir yazıdan veya olaydan esinlenerek, küçük hikayelerden oluşan Hayat kısmına da başlama niyetim var. O yüzden sitenin ismini Hayat ve Seyahat olarak seçtim.

IMG_2900Viyana ve Londra’da eğitimleriniz bittiğinde yerleşme şansınız olsaydı hangi şehri tercih ederdiniz? Neden bu şehir?

 Çok zor bir soru oldu :) Sanırım kariyer olanakları bakımından daha zengin olduğu için Londra’yı tercih ederek izin günlerimde Viyana’ya giderdim ve en son emekli olunca Viyana’ya yerleşirdim. Ben biraz daha küçük ve sakin bir şehirde yaşamayı, işime yürüyerek veya bisikletle gidebilmeyi, akşam iş çıkışı yürüyerek gidebileceğim bir yerde arkadaşlarımla buluşup bir şeyler içmeyi ve akşam yine istediğim saatte evime hiçbir güvenlik kaygısı yaşamadan, ayrıca yollarda vakit kaybetmeden dönebilmeyi istiyorum. Londra’da bunu yapabilmek için çok iyi bir gelire sahip olup şehrin tam merkezinde yaşamak gerektiğini düşünüyorum, Viyana’da ise imkanlar daha geniş.

Eğer imkânınız olsaydı ve 1 sene izin, limitsiz maddi olanak verilseydi nerelere giderdiniz?

Düşünmesi bile çok güzel, bir gün bunu yapabilmeyi umuyorum. Afrika’dan başlayarak Güney Afrika’ya devam etmek, Hint Okyanusu’ndaki egzotik adalarda bir mola verdikten sonra Hindistan, Pakistan ve Nepal’e uğramak, Çin, Kore ve Japonya’ya geçerek oradan Avustralya ve Yeni Zelanda’ya gitmek isterdim. En son Amerika kıtasında Kanada ve Amerika’yı görerek Latin Amerika’da turumu tamamlardım.

Bu Yazılar İlginizi Çekebilir:

Yorum paylaş:

yorum yapılmış

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>