Geride bıraktığımız 2015 yılının son ayında benim için en önemli haber, başvuruda bulunduğum Münih‘teki şirket tarafından işe kabul edildiğimi öğrenmek oldu. Şimdi yeni yıl için yepyeni telaşlarım var; yanımda ne götüreceğim, gidince ne yapacağım, nerede ve nasıl ev bulacağım, nasıl bir çalışma ortamım ve arkadaşlarım olacak gibi bir sürü soru işareti..

2008 yılında Erasmus için ilk defa yurt dışına çıktığımda hayatımda daha önce uzun mesafeli hiçbir yolculuk yapmamıştım. 21 yaşında olup ilk kez uçağa bindiğinizi, indiğinizde ne yapacağınızı bilmediğinizi, elinizde kendi ağırlığınız kadar valizlerle kalacağınız yeri bulmaya çalıştığınızı ve ilk defa yalnız başınıza yaşayacağınızı düşünün; birçok zorluk yaşadım haliyle. Buna rağmen Viyana’da Erasmus tecrübesi bana o kadar çok şey kattı ki, Türkiye’ye döndüğümde hayatımın tamamını Türkiye’de geçirmek istemediğimi artık biliyordum.

viyana erasmus

Sene 2008, Viyana.. İlk yurtdışı tecrübem ve ilk kez kendi başıma kalmamım ilk günleri..

En önce niyetim İTÜ’de okulumun son senesini tamamlayarak mezun olmak ve yüksek lisans için tekrar Viyana Teknik Üniversitesi‘ne dönmekti. Yüksek lisans yaparken iş bulurum ve orada kalırım diyordum. Erasmus boyunca birlikte olduğum birçok arkadaşım bu planı uyguladıkları halde ben yapamadım. İş bulamazsam okula devam edemem ve para isteyebileceğim kimse olmadığı için çaresiz kalırım diye korktum sanırım.

İstanbul’da çalışmaya başlayayım ve iş hayatını biraz öğreneyim, sonra buradaki iş tecrübemi de kullanarak giderim şeklinde planlarımı değiştirdim. Ama talihsizlik işte, çalışmaya başladıktan 6 ay sonra trafik kazası geçirdim. O kadar yoğun tedaviler ve ameliyatlar geçirdim ki bir yıldan uzun süre boyunca değil yurt dışı, iş – ev – hastane dışında hiçbir yere gitmem mümkün olmadı. Zaten hastane koridorlarında sadece vaktimi tüketmedim; yaşam enerjim ve yeni bir şeyler yapmaya dair tüm isteğim beni terk etti. Yalnızca zorunluluklarını yerine getirip bir adım fazlasına asla karışmayan bir ruh gibi dolandım ortalıkta, sessiz ve mutsuz. Galiba bu duruma depresyon deniyor.

yurtdışına yerleşmek

Mezun olup Viyana Teknik Üniversitesi’ne geri dönmeyi düşünmüştüm ama sonra vazgeçtim.

O arada evlendim ve yüksek lisans yaptım. Yüksek lisansı bir senede bitirebilmek için haftanın 5 günü ders aldım, her akşam eve en erken 10’da dönebildim. Uyuyacağım vakte kadar ya yetiştiremediğim işlerimi halletmek için fazla mesai yaptım ya da yüksek lisansla ilgili ödevlerimi yaptım ve ders çalıştım.

Derken bir baktım mezun olalı 3 sene olmuş 🙂 Artık biraz iş tecrübesi edindiğime, hastanedeki tedavilerim azaldığına, evliliğim yerine oturduğuna ve MBA diplomamı aldığıma göre zaman gelmişti.

google dublin ofisi

Dublin gezilerimin birinde Google binasını ziyaret ettim.

Tam da o sırada fırsat bulup Dublin‘e gittim ve şehre ayak bastığım anda ben burada yaşamalıyım dedim. Döndüğümde bazı iş başvuruları yaptım ve başvurularımı takiben mülakatlarım oldu. Fakat mülakata girdiğim şirketler Google, Facebook ve LinkedIn idi, yani dev şirketler. Başvurduğum pozisyonlarla ilgili çok kısa sürede dönüş yapıp benimle görüşmek istemeleri gururumu okşadı, ama ortalama 2 saniyede 1 başvuru yapılan ve rekabetin zirve yaptığı bu şirketlerde iş teklifi alacağım aşamaya kadar gidemedim. Rekabetin az olduğu küçük şirketler ise “çalışma vizesi çıkarmakla uğraşamayız” diyerek geçerli çalışma iznim olmadığını öğrendikleri anda benimle görüşmeyi sonlandırdılar.

google dublin ofisi

Google Dublin’in terasındaki salıncaklar..

Bana rüya gibi gelen bir şehirde herkesin rüyası olan şirketlerde çalışabilme hayalimin gerçekleşmeyeceğini anlayınca, çok kez gidip geldiğim ve alışkın olduğum bir şehir olduğu için Londra‘yı düşündüm. Başvurduğum anda arayan İnsan Kaynakları veya şirket yetkilileri, “Çalışma vizesine ihtiyacın varsa biz bir değerlendirip sana dönelim” dediler ve tabii ki dönmediler. Süreç boyunca Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülkede doğduğuma ve herkese eşit hak tanıdığını iddia edip aslında hiç de öyle olmayan bu şirketlere çok kez lanet ettim.

Bir yılı da Dublin ve Londra çabalarıyla geride bıraktıktan sonra iş değiştirdim, ama Türkiye’de 🙂 İşime yakın bir eve taşındık, hem yeni işimi hem yeni evimi çok sevdim. Keyfim yerinde olunca bir yıl boyunca yurt dışına gitmek için herhangi bir şey yapmadım.

Londra'daki şirketler çalışma iznine aşırı takık oldukları için şansımı deneyemedim bile..

Londra’daki şirketler çalışma iznine aşırı takık oldukları için şansımı deneyemedim bile..

Sonra birden “ya şimdi ya asla” diye düşünmeye başladım. Hayatımdan an itibariyle memnun olduğum halde yurt dışını denemezsem, artık deneyemeyecek kadar geç olduğunda bunun pişmanlığını duyacağımı biliyordum. Bu hayatımın en büyük ikilemiydi ve aslında hala öyle; hiçbir sorunumun olmadığı bir hayatı bırakıp hiçbir şeyin belli olmadığı soru işaretleriyle dolu bir hayata başlayacağım. Ama ben her zaman bir şeyi denemeyip pişman olmaktansa deneyip pişman olmayı tercih etmişimdir, “hayallerinin peşinden koşmak” tabirinin anlamı biraz da bu benim için.

Almanca eğitim veren Cağaloğlu Anadolu Lisesi‘nden mezun olduğum ve Erasmus için gittiğim Viyana’da birçok Almanca dersi anlayıp rahatça geçebilecek kadar dil bilgim olduğu için Almanya’yı denedim ve beklemediğim kadar kolay bir şekilde kabul edildim. Zaten birçok şirketin dili İngilizce olduğu için Almanca bilgisi bile gerekmiyor, ama bulunduğum ülkenin dilini bilmek sanırım günlük hayatta işimi kolaylaştıracaktır.

Daha önce üç kez gittiğim ve Almanya’daki en sevdiğim şehir olan Münih‘e dördüncü biletimi tek yön olarak aldım. Nasıl ve ne kadar süren bir macera olacağını çok merak ediyorum.

oktoberfest münih

Biri Oktoberfest olmak üzere üç kez gittiğim Münih’e başvuru yapmayı tercih ettim..

Yurt dışına iş başvurusu nasıl yapılır, iş görüşmesine nasıl hazırlanılır, nelere dikkat etmek gerekir, çalışma vizesi nasıl alınır, eşiniz yanınıza nasıl gelebilir gibi birçok konuyu yeni hazırlayacağım “Avrupa’ya yerleşmek” başlığı altında anlatacağım. Haberdar olmak için Hayat ve Seyahat sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın! (Güncelleme: Söz verdiğim üzere Yurt Dışında Yaşamak bölümü açıldı, menüdeki başlığın altında tecrübelerimi ve öğrendiklerimi paylaşıyorum.)

Facebook: Hayat ve Seyahat

Instagram: hayatveseyahat

Twitter: hayatveseyahat

Hayallerinizin peşinden koşun, başarısız olmaktan korkmayın ve yılmayın.

Bir de bana şans dileyin 🙂 Hepimiz için çok güzel bir yıl olsun.

Yorum paylaş:

yorum yapılmış

This article has 6 comments

  1. Buket Reply

    Merhaba,
    hikayemiz oldukca benziyor. Ben de 3 yil once herseyi birakip Thailand’da tasinmistim. 2 yilimi orada gecirdikten sonra da Almanya’ya tasindim. Augsburg’tan sevgiler

    • Fatma Olcucu Reply

      Merhaba, siz daha cesur ve radikal bir baslangic yapmissiniz tebrik ederim 🙂 Augsburg’a Almanya Romantik Yol gezim sirasinda gitmistim keyifli bir yer, umarim siz de memnunsunuzdur. Sevgiler

  2. raman Reply

    merhabalar sayfanızı henüz gördüm ve okudum. Teşekkür ediyorum paylaştıklarınız için öncelikle. Bir sorum olacak size.

    10 yıllık mühendislik tecrübem olmasına rağmen almanyada yaptığım başvurular red oluyor sürekli. Ingilizcem iyi. Almanca da az. bu aracılık şirketlerine gönderdiğimiz CVden mi oluyor yoksa Almanca Bilgisine güvenemedikleri için mi red oluyor sizce ? Teşekkür ederim.

    • Fatma Olcucu Reply

      Merhaba, rica ederim. Başvuru yaptığınız sektördeki genel duruma bağlı olabilir, ilanlardaki istenen nitelikleri iyi incelemek gerekir. CV nasıl olmalı ve başvuru nasıl yapılır yazılarımda bildiğim detayları paylaşmaya çalışmıştım, bir inceleyin umarım faydası olur.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *