1. Ne iş yapıyorsun, nasıl bu kadar geziyorsun?

Mühendisim, yazılım şirketinde analist olarak çalışıyorum. 2016 yılına kadar İstanbul’da yaşayıp çalıştım ve sonrasında Almanya’da iş bularak (evet internetten tamamen kendi çapımda araştırdım, buldum ve başvurdum, tanıdık filan yok :) ) Münih’e taşındım. Hayatta insanların öncelikleri vardır ve para ile zamanlarını bu önceliklerine göre kullanırlar. Benim önceliğim seyahat etmek oluyor.

 2. Benim vaktim yok, sen çalıştığın halde nasıl vakit buluyorsun?

Türkiye’de düzenli bir işte çalışanların yıllık izinlerinin çok az olduğu maalesef bir gerçek, zaten benim de Almanya’ya taşınma sebeplerimden biri bu. Ama gezmeye Almanya’ya taşındıktan sonra başlamadığıma göre demek ki vakit bulunabiliyor.

Acaba bir hırs rüzgarına kapılıp “Yıllık izinlerimi kullanmayayım da işten ayrıldığımda para olarak alırım” diye düşünmeye başlamış olabilir misiniz? Veya “Aman müdürümle bozuşmayayım” diye izin istemeye çekiniyor da olabilirsiniz? İzne çıkmak sizin hakkınız ve bunu istemeye çekinmemelisiniz. Dediğim gibi Türkiye zaten benim gibi beyaz yakalı çalışanlar için yılda yalnızca 14 gün izne sahip olunmasıyla bu konuda Avrupa ülkelerine göre oldukça geride. Onu da kullanmayacaksanız neden çalışıyorsunuz?

İzin günlerinizi nakde çevirdiğinizde o parayla ne yapacaksınız peki? Atalarımız ne güzel demiş kefenin cebi yok diye, hayatınızın ve yaşadığınız her günün kıymetini bilin. Bunu sıradan bir günde karşıdan karşıya geçerken aşırı hızlı bir minibüs tarafından suratı dağıtılan ve şans eseri ölmemiş biri olarak söylüyorum, hayat gerçekten boş geçirilmeyecek ve para ile hırs uğruna tüketilmeyecek kadar kısa.

IMG_2852

“Boş konuşma, o kadar az izinle olmuyor bu işler” diyenleri kendimden örnek verdiğim şu yazıma alalım: 2015 Gezi Özetim – 8 Gün İzinle 11 Kez Tatil.

Hala ikna olmadıysanız izni daha bol olan Avrupa ülkelerindeki yaşam size daha uygun belki :) Benimkine benzeyen bir yol izlemek isteyenler için Yurt Dışına Yerleşmek bölümünü de yazmaya başladım.

3. Kaç ülke gezdin?

Bu muhabbet çıktı bir de başımıza :) Seyahat bir yarış ve en çok gezen yarışı kazanıyor çünkü evet. Bana soru sormak için yazdıkları mesajlara bile “58inci ülkem olarak şuraya gidiyorum” gibi başlayanlar var. Bana çok muhteşem bir gezgin olduğunuzu kanıtlasanız ne olacak kanıtlamasanız ne olacak?

Bu soruyu soranlara önce hayattan zevk almaya çalışmalarını ve kendilerine ait her şeyi başkalarıyla kıyaslama mücadelesine girmekten vazgeçmelerini tavsiye ediyorum. Gezmek demek bir ülkeye ayak basıp en bilindik yerinde ne olduğunu anlamadığın üç beş resim çekerek ‘skoru’ artırmak için hemen bir sonraki ülkeye geçmeye çalışmak değil bence, böyle olmak da sizi ‘gezgin’ yapmaz. Gezmek, hava atmak için değil ufkumuzu genişletmek için yapılan bir şey olmalı.

İlle de öğrenmem lazım diyenler için söyleyelim, Ekim 2016 itibariyle 35.

paris moulin rouge

4. Yalnız mı geziyorsun?

Bu soru temel olarak iki amaçla soruluyor. Birincisi ve normal karşıladığım “Ben de gezmek istiyorum ama yanımda gelebilecek kimse yok. Acaba bu işler tek başına oluyor mu?” diye merak edenler. Evet bu işler tek başına da oluyor ve tek başıma gittiğim birçok gezim var. Yer ve yön bulma konusunda son derece özürlü olduğum halde ben bile yapabildiysem herkes yapabilir diye düşünüyorum. “Her zorluk bir tecrübedir” diyen çetin ceviz arkadaşlar veya “Tek gitmek tek kalmak anlamına gelmez” diyen sosyal arkadaşlar direkt planlara başlayabilir. Her zaman zor işleri başkasına yıkmaya alışmış biriyseniz öncesinde araştırmak, gezi boyunca da tüm sıkıntılı olaylarla baş etmek zor gelir; böyle olanlar tek gitmesin.

Soruyu soran ikinci kitle ise yine bitmek bilmeyen özel hayatımı öğrenme merakıyla yanıp tutuşanlar ve ‘mahallenin namusunu’ korumak isteyip kadın başıma gitmemi uygunsuz gören bıçkın delikanlılar ya da aynı bakış açısına sahip hemcinslerim maalesef. Yazılarımda lafı geçmez ama evet benim de bir ‘kocişim’ var, hatta çok da seviyorum kendisini. Öyleyse neden bu sevgimi yazılarımda vıcık vıcık “… Roma sokaklarında aşkımla baş başa romantik bir tura çıktık…” tadında yazmıyorum değil mi, yazmalıyım halbuki. Hatta her tatile de isteklerimiz aynı mı, aynı zamanda müsait miyiz gibi birçok şeyi düşünmeden mutlaka birlikte gidip her saniyeyi birlikte geçirmeliyiz. Çünkü birbirimizi çok seviyoruz.

Ben böyle biri değilim, olmaya da şu an için niyetim yok. Elbette kendim gibi düşünen biriyle evlendiğim için ortada herhangi bir sorun da yok.

Sorunun cevabını toparlayacak olursak; yalnız (single) değilim ama çok şükür yalnız da gezebiliyorum.

 5. Seyahatlerini kendin mi finanse ediyorsun?

Buna inanmanız zor olsa da evet.

“Tabii biz kendi imkanlarımızda gezdiğimiz için bu kadar olmuyor” imasından çok yoruldum. Gerçekten illa babadan veya kocadan zengin olmak gerekmiyor.

Kimisi parası olduğunda en son model cep telefonu alır, kimi en pahalı marka kıyafetleri alır, kimi de yeni yerler keşfetmektense her zaman gittiği ve sevdiği yere tekrar tekrar gitmekten keyif alır. Ben hayatımın diğer alanlarında tasarruflu davranarak seyahat etmek için para biriktirmeye gayret ediyorum, dediğim gibi sınırsız maddi kaynaklarınız yoksa öncelikleriniz olmalı. Eşim de benimle aynı görüşte olduğu için önceliğimiz seyahat oluyor her zaman.

Ailem maddi anlamda son derece orta halli; her zaman devlet okullarında okudum ve para ödenmesi gereken dershane filan gibi yerlere de tamamen burslu gittim (inek öğrenci :) ) Artık çalışmam gereken herhangi bir sınav kalmayınca (yani üniversiteye başlayınca) part-time her türlü işte çalışarak kendimi geçindirdim ve yurt dışına gitmek için para biriktirdim. “Yetmezse ailemden alırım” rahatlığına hiçbir zaman sahip olmadım.

Eşimin ailesi de benimki gibi ve borçla evlendik, balayında anca Fethiye’ye gidebildik ve ilk tatilimiz de ‘tamamen duygusal’ sebeplerle Pamukkale’den öteye gidemedi. Zamanla yerine oturdu her şey.

Kısacası, fazla gezmek isteyenler “bizim ailemiz zengin değil”, “biz böyle para kazanmıyoruz” gibi maddiyat kaynaklı bahanelere sığınmamalı ve önceliklerini buna göre belirlemeli diye düşünüyorum. Babişten veya kocişten para gelmeden bu işler olmaz diye düşünüyorsanız öncelikle kendinize ve kendi yapabileceklerinize daha çok güvenmeniz gerekir. Öğrenci arkadaşlar için durum tabii ki farklı ve daha yolun çok başındalar. Biraz sabırlı davranın, ben de ilk defa 21 yaşında yurt dışına çıktım, Erasmus bursu almış olmasam belki daha geç olacaktı. İsteyin ve elinizden geldiğince gayret edin, sonrası sizi bulacaktır.

Kremlin Sarayı - Moskova

6.Gezilerinde ne kadar harcıyorsun, nerelerde konaklıyorsun?

Bu konuda biraz kafa karıştırdığımı biliyorum. Geziler sırasında çekilen resimlere yıllar sonra bakacağımı düşünerek elimden geldiğince bakımlı görünmeye çalışıyorum, örneğin makyajsız veya saçımı yapmadığım pek resmim yoktur. Böyle olunca tipime bakıp lüks tatilci olduğumu düşünenler oluyor, sonra bir bakıyorlar otele para vermemek için Couchsurfing’ten birini bulup onda kalmışım filan kafalar çorba oluyor :)

Her şeyi bu kadar keskin çizgilerle ayırmak zorunda mıyız peki? Mesela ben bazen çok pahalı bir otelde kalmak veya ekstrem bir spor yapmak için (skydiving gibi) aşırı para verip, sonra yemeğe fazla para vermemek için marketten sandviç almayı seviyor olamaz mıyım? Veya tam tersi; gittiğim yerde çok özel bir restoran varsa fiyatına bakmadan onu deneyip sonra 10 kişilik hostel odasında kalamaz mıyım? Ana fikir bütçe dengelemek olsa da, deneyim odaklı gezip tamamen farklı maddi seviyelere hitap eden tecrübeleri ve aralarındaki uçurumu yaşamayı seviyorum. O yüzden lüks tatilci veya ucuz tatilci gibi kendime bir isim takamam, siz de bana böyle bir isim takmak zorunda değilsiniz zaten :)

“Gezmek aslında çok ucuz”, “Günde bu kadar bütçe ile şurayı geziyorum” gibi lafları her yerde duyuyorsunuz, tekrarlamayacağım. Bütçeyi çok çok düşürerek de gezebilirsiniz doğru, ama bu durumda gittiğiniz yerdeki bazı kaçırılmayacak şeyleri ıskalayabilirsiniz diye düşünüyorum, çünkü güzel olan şeyler bazen pahalıdır. Bana göre önemli olan, bu şeylerden hangilerini görmek/yemek/denemek istiyorsunuz ve bunun için ne kadar para ayırabilirsiniz onu belirlemek. Belirleyemezseniz ya gittiğiniz yerde sadece hayatta kalmaya odaklanıp gerçekten hiç para harcamadan günü tamamlarsınız (ama bundan keyif alır mısınız bilmiyorum), ya da tüm parayı aynı tatilde yersiniz ve sonra “ama benim param yok” diye evde oturursunuz :) Yazının başında ne demiştik, öncelikler çok önemli.

7. İngilizcem yok, yine de gezebilir miyim? Sen nereden öğrendin?

Hayatımda hiçbir dil kursuna gitmedim, zaten ailemin maddi durumunu anlattığım kısımdan anlayacağınız üzere herhangi bir kursa ödenecek bütçemiz olmadı hiç. Yurt dışına dil okuluna filan gönderildiğimi ise düşünemiyorum, böyle imkanları olanlar bana göre inanılmaz şanslılar.

Liseyi Almanca (Cağaloğlu Anadolu Lisesi), üniversiteyi İngilizce (İTÜ) okuduğum için hem yaşadığım ülkenin dilini hem de dünyada geçerli olan dili konuşuyorum diyebiliriz, o yüzden dil bilmeden nasıl olurdu konusunda tecrübem yok. Okulda öğrenip benim gibi geliştirmek istiyorsanız Erasmus veya mesleğinizle ilgili kurs gibi alternatifler düşünebilirsiniz, bunların parasını da öğrenci bile olsanız çalışarak kendiniz kazanabilirsiniz (kendimden biliyorum).

Gezmek için sular seller gibi İngilizce konuşmanız kesinlikle gerekmediğinden eminim, zaten gittiğiniz yerdeki insanlar da çoğunlukla fazla konuşamıyor oluyorlar. Yine de, şuraya nasıl giderim, bu ne kadar filan gibi ‘kendinizi ifade edecek kadar’ üç beş bir şeyler öğrenseniz fena olmaz sanki? Pratik İngilizce gibi cdler veya kitapçıklar var, bir yerden başlayın. Yeni şeyler öğrenmek zihni açık tutar :)

Egzotik adalardan oluşan Maldivler, popüler bir balayı destinasyonu.

 8. X yazını okudum çok beğendim, ben de yakında gideceğim. Nereleri gezeyim, özel tavsiyelerin var mı, nerede kalayım?

Sırasıyla cevap vereyim. Nereleri gezebileceğinizi X Gezilecek Yerler veya benzeri bir yazı oluşturup yazmışımdır, takdir edersiniz ki aynı şeyleri oturup tekrar yazamam. Zaten benim günlerce emek verip oluşturduğum yazıyı okuma zahmetinde bulunmadan kendi gezinize özel seyahat planı çıkarmamı beklemek pek hoş bir davranış değil. Benim ne kadar vaktim var, neleri yapmaktan keyif alıyorum gibi üzerinde çalışılacak, yazdığım yazılar okunacak ve kendi planınızı kendiniz yapacaksınız :)

Size özel tavsiyem var mı, bu soruyu biraz komik buluyorum. Bildiğim bir şeyi ilgili yazıyı yazarken saklayıp sonra “aramızda kalsın” diye sadece size söylemek gibi bir şey neden yapayım ki? Biliyorsam yazmışımdır, yazmamışsam bilmiyorumdur. “Bize şunu mu tavsiye edersiniz bunu mu” gibi sorular da geliyor, sizi tanımadığım için hangisini seveceğinizi maalesef bilemem. Yazdıklarımı okuyup neyi tercih edeceğinize anca kendiniz karar verebilirsiniz.

Nerede kalayım sorusuna elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum, ama dediğim gibi sizin adınıza benim karar vermem doğru değil aslında. Soranlara otel tavsiye ettiğim zamanlarda kendime bakarmış gibi bakarak kendi kriterlerimle değerlendiriyorum haliyle, o yüzden beğenmezsiniz filan onu bilemem. Sanki otele ödediğiniz para benim cebime girmiş gibi bana şikayet etmeyiniz, ben yardımcı olmaya çalışıyorum sadece. Klişe bir cümle olacak: “Bana otel soran herkes bu koşulları kabul etmiş sayılır” :) Son olarak, “Bu otelde kalacağım hava alanından otelime nasıl giderim” gibi kişisel sorular için toplu halde “Lütfen Google maps gibi bir harita uygulamasından bakın, ben tam olarak öyle yapıyorum ve işe yarıyor” diye cevap vermiş olayım.

 9. Seyahat acentesinde/tur şirketinde mi çalışıyorsun?

Hayır, yukarıda belirttiğim gibi mühendisim ve yaptığım işin seyahat ile hiçbir ilgisi yok. Bu soruyu ben şuna bağlıyorum; yaptığımız her işin karşılığında bir şeyler elde etmeye o kadar odaklıyız ki, birilerinin para almadığı halde böyle bir site oluşturmaya ve insanlara yardımcı olmaya çalışması manasız geliyor.

Ben yazı yazmayı çok seviyorum, çocukluğumdan beri yazar olmayı hayal edip hep kendimi geliştirmeye çalıştım. Ama Türkiye şartlarında “sayısalcı olmazsam biterim” mantığıyla sözel konulardan iş anlamında hep uzak durmak zorunda kaldım. Meslek olarak yapmasam bile sevdiğim bir şeyi bırakmamalıyım diye düşünmeye başladım sonra, ve gezmeyi de çok sevdiğim için yazmakla ikisini birleştirip elimden geldiğince faydalı rehberler oluşturmaya çalışıyorum. Genelde insanlar işleri bitince dönüp gidiyor ama arada bir “Yazılarınız ve tavsiyeleriniz sayesinde tatilimiz çok güzel geçti” şeklinde şirin mesajlar almak bile benim için bu vakti ve emeği harcamaya değer. Son zamanlarda Avrupa’ya taşınmak isteyenlerin de verdiğim bilgilerden faydalanmasına ve hayatlarında böylesine önemli yeni bir sayfa açarken yazılarımla yanlarında olabildiğime seviniyorum.

Siz de sitemi beğeniyorsanız ve yazılarımı okunmaya değer buluyorsanız alacağınızı aldıktan sonra sayfayı kapatmak yerine sosyal medya sayfalarımı beğenip takibe alarak ve daha çok kişiye ulaşmam açısından kendi hesaplarınızda paylaşım yaparak bana destek olabilirsiniz.

Facebook: Hayat ve Seyahat

Instagram: hayatveseyahat

Twitter: hayatveseyahat

Başka sorunuz varsa alabilirim, takipte kalmanız dileğiyle :)

Yorum paylaş:

yorum yapılmış

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>