İyi CV nasıl olmalı konusunda kendimce faydalı olacağına inandığım bazı bilgileri hem genel iş başvurusu hem de yurt dışı iş başvurusu için anlattığım önceki yazımda paylaşmıştım. Bu yazımda ise yurt dışında iş nasıl ve nereden aranır konusunda bildiklerimi anlatarak yurt dışında nasıl iş bulunur sorusunu cevaplamaya ve yurt dışında çalışmak isteyenlere yardımcı olmaya çalışacağım.

Diyelim ki iyi olduğuna inandığımız bir CV hazırladık, bunu yurt dışındaki şirketlere nasıl göndereceğiz? Veya daha önemlisi, hangi ülkede hangi şirketler var, bu şirketler nasıl elemanlar arıyor gibi soruların cevaplarını nasıl bulacağız? Ben Münih’te kendi alanında büyük olan ve birçok ülkede ofisleri bulunan, ama Türkiye’de bilinmeyen bir şirketten iş teklifi alınca herkesin ilk sorusu “nereden bulduğum” oldu. Şimdi nereden bulduğumu anlatıp benzer süreç izlemek isteyenlerin işini kolaylaştırayım 🙂

londrada iş bulmak

Londra’daki iş merkezleri

Öncelikle benim izlediğim yöntem olan ‘sıfırdan iş bulma’nın, yani gerçekten internetteki bir ilana cv yollayıp cevap beklemenin pek kolay olmadığını söylemeliyim. Nispeten daha basit olan yöntem, kendi çalıştığınız şirketin yurt dışındaki şube veya temsilciliklerine başvurmak. Çünkü bu durumda şirket sizi zaten bildiği için referansınız olacak ve gitmeyi düşündüğünüz yerde işe alım yapan kişiler için bu referans önemli bir güven oluşturacaktır. Ayrıca, zaten o şirkette çalıştığınız için genel kuralları ve yapılan işi biliyor olacaksınız, yeni işinize daha kolay adapte olmanızı sağlayacak bu birikim de çok önemli bir avantaj sağlayacak. Öyleyse önce kendi çalıştığımız şirketin bizi yurt dışına gönderme imkanları var mı diye araştırarak iş aramaya başlıyoruz.

Diyelim ki bu kadar şanslı değiliz ve çalıştığımız şirketin yurt dışında şubesi veya yurt dışına gönderme imkanı yok. Hemen B planına geçiyoruz: Yurt dışında çalışan arkadaşların yardımı. Örneğin Avrupa’daki bir ülkeye/şehre gitmeyi düşünüyorsanız, oralarda yaşayan tanıdıklarınız hangi sitelere bakmanız gerektiği, hangi sektörde en çok çalışan arandığı gibi kıymetli bilgiler verebilir. Hatta en iyisi başvurmayı düşündüğünüz şirketlerde çalışan arkadaşlar. Böyle birilerini tanıyorsanız kendinize uyan ilanı bulduktan sonra kendiniz başvurmayın, onun sizin için başvurmasını rica edin. Referans olma veya yarı İngilizce haliyle ‘referral olma’ diyebileceğimiz bu durumda, CV’niz şirketin tanıdığı bildiği birinden (arkadaşınızdan) geldiği için öncelikli değerlendirilecek. Birçok şirkette referans olunan kişinin işe kabul edilmesi durumunda aracı olan çalışana bonus bir ödeme yapıldığı için arkadaşlarınız da sizi referans göstermeye istekli olacaklardır zaten, o yüzden sormaya çekinmeyin.

yurtdışında iş

Oxford’daki Mini Cooper fabrikası

Bunu da denediniz olmadı veya böyle arkadaşlarınız yok diye düşünelim. En klasik yöntem olan ‘kendi kendine iş bulma’ gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuz için sabırlı olmak ve moral bozmamak gerektiğini hatırlatayım. Bu zorlukları yalnızca sizin yaşamadığız yönünde örnek olması için benim sıkıntılı sürecimi öğrenmek isterseniz Gidiyorum! yazımı okuyabilirsiniz.

İş aramak diyince muhtemelen aklınıza ilk olarak Linkedin geldi. Linkedin hem iş aramak hem de arayanların sizi bulması için gayet doğru bir platform ve yurt dışında yaygın olarak kullanılıyor. Dolayısıyla oradaki bilgilerinizin eksiksiz ve güncel olduğundan emin olun, değilse güncelleyin. Ek olarak şunları yapın (bu kısımdan sonrası ‘plaza Türkçesi’ içerir):

– Bilgileriniz veya açıklamalarınız Türkçe olmasın, hepsini İngilizce yazın.

– Mümkünse bir summary yazın. Ne üzerine kaç yıldır çalışıyorsunuz ve uzmanlıklarınızın neler olduğuna dair kısa bir açıklama yeterli olacaktır.

– Skills kısmını mutlaka ekleyin. Buraya ekleyeceğiniz kelimeleri, sizin profilinizde çalışan arayanların sizi bulmalarını sağlayacak keywordler olarak düşünün, zaten birkaç harfini yazdıktan sonra Linkedin liste sunduğu için kolayca ekleyebileceksiniz.

– Yeteneklerinizi ekledikten sonra arkadaşlarınızın bu yetenekler konusunda sizi tavsiye etmesini (endorse) isteyin. En çok tavsiye edilen yetenekleriniz sıralamada üste çıkacak ve daha çok göze çarpacaktır. Size yorum yazmalarını da isteyebilirsiniz.

– Profesyonel görünen bir profil resmi ekleyin. Gülümseyen sade bir poz da olabilir, şirket logosu önünde kollar bağlı halde çekilmiş klasik bir ‘profesyonel’ resim de, takım elbiseli vesikalık resim de.. İçinde bulunduğunuz sektöre göre resmin formal olma seviyesine karar verebilirsiniz. Başka insanların da bulunduğu arkadaş ortamında çekilmiş veya aileye vurgu yapan (gelinlikli, çocuklu vs) bir resim olmasın.

google dublin ofisi

Dublin’deki Google binasının şirin terası

– Kendinize benzer profildeki veya şirket/pozisyon/bölge gibi sebeplerle faydasını görebileceğiniz birkaç kişiyi contact (bağlantı) olarak ekleyebilirsiniz. Linkedin’de kendi bağlantılarınız (1st degree) ve onların bağlantılarının (2nd degree) profilini görüp diğer insanlarınkini göremediğiniz için, ilgilendiğiniz X şirketinin Almanya ofisinde çalışan kişiyi eklemek, bu kişinin listesindeki hem X şirketinde çalışan diğer insanları hem de Almanya’da çalışan insanları görebilmenizi sağlayacağı için faydalı olabilir. Normalde Linkedin yalnızca tanıdığınız insanları eklemenizi tercih ettiği için istek göndermeden önce soracağı ‘nereden tanıyorsun’ sayfasında tıkanabilirsiniz, ‘Friend’ seçerek bu kısmı daha fazla detay gerektirmeden geçebiliyorsunuz 🙂

– Beğendiğiniz şirketleri ve grupları takibe alın. Takip ettiğiniz grupların profil sayfanızda görünmesini istemiyorsanız profildeki Groups bölümünde ilgili grubun altında Visible yazısının üstüne gelin, yazı ‘Change’ olarak değişecek. Üzerine tıklayın ve açılan sayfada logonun profilinizde görünmesi seçeneğini kaldırın. Toplu halde yapmak isterseniz gruplar bölümündeki ‘Manage’ seçeneğine de tıklayabilirsiniz.

linkedin profil ayarları

Takip ettiğinizin grupların hangilerinin LinkedIn profilinizde görüneceğini ayarlayın.

linkedin profil ayarları

Linkedin’de grup gizlemek için bu seçeneği kaldırın.

– Jobs kısmından iş aramaya başladıktan sonra yan tarafta ve ana sayfanızda çıkan ‘ilginizi çekebilecek diğer ilanlar’ önerilerini dikkatli inceleyin, önerdiği ilanlar konusunda ben Linkedin’i genelde başarılı buluyorum. ‘Apply’ butonu olan ilanlara doğrudan CV’nizi yükleyebilirken, ‘Apply on company website’ yazan ilanlar biraz daha uğraşmanızı istiyorlar; bastığınızda şirketin kendi Careers sayfasına yönlendirileceksiniz. Eğer başvuru yapacak kadar vaktiniz yoksa başvuru butonunun hemen yanındaki ‘Save’ butonuna basarak ilanı kaydetmeyi unutmayın. Vaktiniz olduğunda ‘Saved jobs’ bağlantısından kolayca ilana ulaşarak başvurunuzu yapabileceksiniz.

Linkedin’de profil güncelleme çalışmalarına girişmişken bunun etrafınızdaki diğer kişiler, özellikle aynı iş yerinde bulunduğunuz arkadaşlarınız ve müdürleriniz tarafından fark edilmesini istemezsiniz değil mi? Öyleyse dikkat etmek gereken bir ‘ayar’ var.

linkedin profil

LinkedIn’de profilinizi güncellerken gizlilik ayarlarına dikkat edin.

Sağ üstteki (resmin üstüne gelince Account & Settings altında çıkan) Privacy & Settings seçeneğine tıklayın. Çıkan menüde ‘başkaları profil güncellemelerimi görsün’ seçeneğinin işaretini kaldırın. Zaten çıkan pop-up’ın altında ‘Eğer iş arıyorsanız ve şu anki şirketinizin bunu öğrenmesini istemiyorsanız bu seçeneği kapatmayı tercih edebilirsiniz’ diye çok güzel açıklamışlar 🙂 (üstteki resmi inceleyin ve 1-2-3 adımlarını takip edin) Başka yapmanız gereken ayarlar varsa onları da bu bölümden inceleyin ama genel olarak en önemlisi bu seçeneği kaldırmak. Sonrasında durumunuzu bilen arkadaşlarınızdan, güncellemelerinizin gerçekten onların Activity feed’ine düşmediğini kontrol etmelerini isteyerek veya profilinizin sağındaki kutucukta ‘Notify your network?’ seçeneğinin ‘No’ olduğunu görerek emin olabilirsiniz.

yurtdışında iş bulma

LinkedIn profilinizin sağında bu kutuyu görüyorsanız güncellemeleriniz için networkünüze bildirim gitmeyecek.

Linkedin dışında özellikle Glassdoor sitesini faydalı buluyorum. İş aramaya ek olarak bu sitenin en önemli özelliği, şirketler hakkında paylaşılan yorumlara ve daha birçok bilgiye yer vermesi.

Siteyi açtıktan sonra ana sayfadan kendinize uygun title, keyword, company veya location’a göre arama yapın. Çıkan sonuçlar yaptığınız işle ilgili olarak gitmek istediğiniz bölgedeki yeni şirketleri ve yeni ilanları keşfetmenizi sağlayacak.

Şirket(ler)i gözünüze kestirdikten sonra, Glassdoor’un bence asıl nimeti olan şirket yorumları (companies & reviews), ortalama maaşlar (salaries) ve mülakat tecrübeleri (interviews) kısımlarını keşfetmeye başlayabilirsiniz. Eğer bilinen ve büyük bir şirketse çok sayıda entry girilmiş olacak ki bu bilgiler çok işinize yarayacak. Maaş kısmı ise zaten en önemli bilgi; aksi takdirde mülakat aşamasında sorulan ‘ortalama maaş beklentisi’ sorusu koskoca bir soru işareti olarak karşınıza çıkıyor. Sizinle benzer işi yapan birisi oralarda ne kadar para alır, günlük ihtiyaçlar için fiyatlar nasıl, maaşın ne kadarı vergi olarak kesiliyor gibi çok temel şeyleri bile bilmiyorsunuz çünkü. O yüzden Glassdoor’daki bilgilere bakarak maaş beklentinizin 3 mü 5 mi olması gerektiği konusunda genel bir fikir edinebilir ve sorulduğunda mantıklı aralıkta olan bir cevap verebilirsiniz en azından.

yurt dışında iş

Glassdoor sitesini keşfetmeye başlayın.

Eğer Glassdoor sitesi hoşunuza gitti ve kullanmaya başladıysanız, kısa süre sonra üye olmanızı istediğini göreceksiniz. Facebook veya kullanıyorsanız Google+ bilgileriniz ile kolayca giriş yapabilirsiniz. Sonrasında ise sizinle benzer durumdaki bilgi arayışında olan insanlara faydalı olmak açısından çalıştığınız şirketlere ait bilgi paylaşmayı unutmayın. Hep ‘almak’ olmaz çünkü, siz de bir şeyler ‘verin’ 🙂

Sitenin kullanabileceğiniz diğer faydalı özellikleri ise CV upload ederek sonrasında istediğiniz ilanlara daha hızlı başvurabilmek (her başvuru için CV yükleyeceğinize bir kere siteye yükleyip oradan kullanıyorsunuz) ve istediğiniz kriterlere uygun job alert oluşturabilmek. ‘Popular job searches’ ve ‘Jobs you may like’ gibi Linkedin’e benzeyen özelliklerini de kullanabilirsiniz.

Son olarak daha genel bir öneri ve bu önerinin neden önemli olduğunu paylaşacağım. Öneri; gitmek istediğiniz yerdeki en bilinen iş arama sitelerini çok sık kontrol edin ve hatta mail listelerine kaydolarak aradığınız belli kriterleri sağlayan iş ilanlarını size mail olarak iletmeleri için kayıtlar oluşturun. Örneğin Monster sitesi. İngiltere için monster.co.uk ve Almanya için monster.de gibi lokasyon bazında hizmet veren versiyonları faydalı olacaktır. Diğer iş arama siteleri için Google’dan aratın, ilk çıkan sonuçlar muhtemelen ilgilendiğiniz ülkedeki en bilinen siteler olacaktır.

londradaki şirketler

Londra’daki Coca Cola fabrikası

Siteleri sık kontrol etmek veya uygun ilanlar için email almak istemenin sebebi yukarıda bahsettiğim Glassdoor’dan job alert oluşturma ile aynı: İlanlardan en önce haberdar olmak. Bu önerimin önemi, ‘first come first served’ mantığıyla en önce ulaşan iş başvurularının en önce incelenmesinden kaynaklanıyor. Hatta özellikle herkesin bildiği ve iş başvurusu yaptığı büyük firmalar için, iş ilanı yayınlanalı birkaç gün olduysa artık şansınız çok düşük diyebiliriz. Çünkü ilan sahipleri, ilk başvuranlar arasından birkaç kişiyi gözlerine kestirmiş ve çoktan mülakat sürecine başlamış olacaklardır. İlan orada durmaya devam eder o ayrı, ama size bir faydası olmaz. Başvuruyu Linkedin’den yapıyorsanız ilana kaç kişinin başvurduğuna dair bilginin her ilan için yer alması bu konuda fikir verecektir.

Türk olduğumuz ve Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için yurt dışında iş bulma konusunda maalesef 1-0 yenik başlıyoruz, bunun zaten farkındasınızdır. Özellikle Avrupa’da iş bulma hayalleri kuruyorsanız; Avrupa’daki diğer ülkelerden çalışan bulmanın daha kolay olması, son zamanlarda ülkemizde yaşanan olaylardan memnun olmayan insanların artarak daha çok kişinin sizinle aynı hayalleri paylaşması ve Avrupa’da genel olarak devam eden durağanlık gibi tamamı aleyhinize olan sebeplerden ötürü önünüzde uzun ve yorucu bir süreç olabilir. ‘Bu ilan tam bana göre!’ diye büyük hevesle başvurduğunuz ilanlardan hiçbir dönüş alamamanız veya “We regret to inform you that..” diye o çok tanıdık red mailini almanız hevesinizi kırabilir, tecrübeyle sabittir 🙂 Yine de ‘gidebilen’ diğer insanlar olduğu için sizin de yapabilmenizin imkansız olmadığına inanın, unutmayın ki birçok hayalimize yalnızca ciddi emek sarf ettikten sonra ulaşabiliyoruz. Kıymetini de zorlukla ulaşınca daha iyi biliyoruz belki.

avrupada iş imkanları

Avrupa’nın finans merkezi Frankfurt

Yurt dışındaki şirketlerle mülakat ve Avrupa’da çalışma hayatı gibi iş ile ilgili merak ettiğiniz diğer konular hakkındaki yazıları yakında paylaşacağım, Hayat ve Seyahat facebook sayfasını beğenerek takipte kalın.

Hayal edin, karar verin ve isteyin. Sonra yapabileceğinize inanın, deneyin ve vazgeçmeyin. Sonrası gelip sizi bulacak.

Güzel haberlerinizi benimle paylaşmayı unutmayın 🙂 Bol şans!

Yorum paylaş:

yorum yapılmış

This article has 3 comments

  1. Çiğdem Reply

    Biz de uzun bir süredir gitmeye çalışıyoruz. Eşim uluslararası bir şirkette çalışıyor. Önce o kanalla gitmeye çalıştık ama olmadı. Boşuna zaman kaybettik. 7-8 aydır da iş ilanlarına başvurarak arıyoruz fakat gelen ret mailleri insanın motivasyonunu olumsuz yönde etkiliyor. Arada görüşmeler olsa da olumlu sonuçlanmadı. Sizin iş arama süreciniz ne kadar sürmüştü?

  2. Çiğdem Reply

    Yazınızı okudum, çok uzun bir süreç olmuş. Yeni hayatınızda başarılar diliyorum.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *